Böyle İPhone app filan var.

Cok mutlu oluyorum ben böyle olunca Ehe.

belki biri okursa diye öyle denemelik işte.

sigarasını yakarken bir kafenin içinde olduğunu fark etti ve derin bir nefes çekip usulca üfledi, etrafındakileri dikkatlice izlerken dostları geçiyordu aklından, yüzüne söylenen yalanların farkına vardıkça daha hızlı içiyordu sigarasını insanlara olan güveniyle birlikte kendine olan güvenini de kaybediyordu. french press’e uzandı ve bardağı doldurmaya başladı hay aksi çok kaçırmıştı yine dökülmüştü kahve, hiç bir zaman başaramazdı böyle işleri. sinirle sigarasını söndürdü ve peçete aradı, bardağın kenarını sildikten sonra bardağın altına koydu peçeteyi. bütün işlerim aksi mi gidecek derken kahvesine uzandı ve sıcak bardak elini yaktı bütün masa kahve içindeydi, peçeteye uzanırken yanına garson belirdi  önemli değil biz hemen halledeceğiz dedi garson ve samimiyetsizce gülümsedi bir yalan daha. kafasından geçenleri okuyordu sanki ” seni salak şimdi masayı temizlemek zorunda kalacağım, sanki bu işi yapmam yeterince kötü değilmiş gibi…” kendini geri çekti. canı zaten sıkkındı sigarasını ve telefonunu masadan aldıktan sonra kasaya yöneldi hesabı ödeyip kafeden ayrıldı. basamakları tek tek inerken bir sigara daha yaktı ve karşısında duran manzaraya baktı, karmaşa içinde insanlar, birbirine çarparak yürüyen birbirine aşağılayıcı bakışlar atan insanlar büyük yalanlar içindeki insanlar. kalabalıkta eski “yalancı” dostlarından birini gördü bırakın sohbet etmeyi yüzüne bile tahammül edemeyecek şekilde bir nefret vardı içinde. gözlerini kaçırmak için yere baktı havaya baktı ve “yalancı” dostunun onu fark etmemesiyle rahatladı. sigarası bitmişti etrafına bakındı atacak çöp yoktu, hiç sevmezdi yerlere izmarit atmayı, atanları mecburdu elinden düştü sanki izmarit öyle usulca bıraktı ve yürümeye devam etti. kafasını her çevirişinde bir yalan selamlıyordu kendisini orda bunla mutluyduk YALAN, burada da şunla el eleydik YALAN. Böyle bir şehirde daha nasıl yaşayabilirdi? çok istedi çekip gitmeyi ama onu burada tutan garip bir his vardı içinde oysa çok istedi gitmeyi. yürürken mağaza camlarından kendini izlemeyi ihmal etmiyordu, nasıl çökmüştü bu kadar ağlayamamaktan gözlerinin altı şişmişti. ne ağlayabiliyordu ne uyuyabiliyordu. nihayet durağa gelmişti çevresindeki insanları bir kez süzdü ve küçümseyen bi bakış attı ve “siz ve lanet sahte gülümsemeleriniz yalanlarınız” dedi içinden. daha fazla tepki almak istemiyordu insanlardan, daha fazla insan istemiyordu. otobüs  geldi şansına boştu o kadar bıkmıştı ki insanlardan tek kişilik bir koltuk bulup oturdu otobüste bile yanında kimseyi istemiyordu. kulaklığını taktı ve dış dünyaya kendini kapattı. artık o tanıdık şarkı çalıyordu, şarkıyla gelen huzur çok sürmedi. buna şaşırmıyordu aslında artık o kadar sıkılmıştı hayattan ama asla kendi canına kıymayı düşünmemişti en zor anlarında bile belki de hayatı yaşanılabilir kılan tek şey yaşamaktan vazgeçememesiydi. çünkü yaşanacak her saniye değerliydi ne kadar canını yaksa da. o bu olguya sahipti biliyordu çünkü yaşamın kıymetini ölenlerin arkasından dökülen göz yaşlarını bırakılan acıları iyi biliyordu. gözlerini açtı ve camdan dışarı çıktı duran otobüs harekete geçti. inmek üzereydi otobüsten yerinden kalktı kapıya yöneldi ve inmek için düğmeye bastı şoför aynadan ona bakıyordu anlam veremedi otobüs durdu ve indi. bir sigara yaktı ve sigarasının bittiğini fark etti paketi elinde sıkıştırdı bir nefes verdi. dumana aşıktı sigaraya ilk başladığından beri. hava da süzülen dumanı izledi yürürken. karşısına çıkan ilk büfeden iki paket sigara ve kahve aldı parayı bıraktı ve arkasını döndü kapıya gelene kadar içinde bir şüphe ile ağır adımlar attı sanki dışarıda temiz hava değil de ölüm bekliyordu bir huzursuzluk. kapı da durdu ve sigarasından bir nefes daha alıp dışarıya ilk adımı attı. hala yaşıyordu ilginç. çöpe yaklaştı ve bitmek üzere olan sigarasını attı. o sıra da telefonu titredi. cebini yokladı ve telefonu aldı mesaj gelmişti ” ooh iyi kimse aramadı ” diye düşündü çünkü sigarayı alırken bile büfeciyle zor diyaloga girmişti telefonla konuşacak hali yoktu. gelen mesajı merak bile etmeden telefonu cebine koydu. evine doğru yürümeye devam etti. hava kararmak üzereydi artık yaşadığını iddia ettikleri apartmanın önüne geldi yine etrafını gözlemledi sessizlik hakimdi bu sefer. neredeydi sahiden o çocuklar delice ses yapanlar. kafa sikerlerdi adeta. biraz mutlu oldu yokluklarına gülümsedi ve kapıyı açtı merdivenleri çıkmaya başladı. en üst katta oturuyordu her gün lanet ederdi merdivenlere ama bugün pek umursamadı çünkü çocuklar yoktu. sessizdi. zaten başka bir daireyi de karşılayamazdı şu an. en azından gülümserken tırmandı bugün merdivenleri. dedim ya çocuklar yoktu. bu zamana kadar hep yalnız yaşamaktı hayali. ailesinden bir şekilde kurtulup yalnız yaşamak. ceplerini yokladı anahtarını buldu ve kapıyı açtı. evde ağır bi his vardı camı açıp arınmak istedi. mutfağa gidip su koydu ve sandalye çekip oturdu bir yudum aldı ceplerini boşalttı. 2 paket sigara çakmak kahve cep telefonu biraz para ve kimliği masanın üstünde duruyordu şimdi. kalktı ve yatak odasına gitti camı açtı derin bi nefes aldı. güzel bir akşamüstüydü hava ne sıcak ne soğuktu. sıcağı sevmezdi zaten. yatağına baktı çift kişilik dağınık yalnız bir yatak. kendi gibi. çift kişilik yaşıyordu hayatı acılarını yalanları. umursamadı çok, nasıl olsa aşinaydı. Ayakkabılarını çıkardı yatağa uzandı tavana bakarak derin düşüncelere daldı. artık canını yakmayan, yakamayan düşüncelere. annesini hatırlamasıyla bir tebessüm yerleşti yüzüne özlemişti aslında yorgundu ve yalnızdı telefonu mutfakta unutmasaydı annesini arayabilirdi ama üşendi gitmeye ve kendine kızdı annesini boşladığı için. sadece annesine bağlıydı bu zamana kadar ailesinin diğer bireyleri pek umrunda değildi onlar da toplumdaki diğer bireylerden farklı değildi. karmaşa içinde hırslı ve acımasız. tavana bir kez daha baktı ve gözlerini kapadı. gözlerini açtığında saat epey geçti uyuyakalmıştı acımasız düşünceler içinde yaşadığı zamana geri dönmüştü gecelere. mutfağa gitmeden önce tuvalete gitmesi gerektiğini fark etti normalde kahve için su koyup tuvalete giderdi vakit kazanmak için ama acelem yok bütün gece benim diyerek bu sefer tuvalete gitti. mutfağa döndüğünde musluğu açtı biraz suyu izledi ama bir kaç dakika sadece suyu izledi şeffaf, akıcı. demliğe yeltendi su doldurdu ve ocağı yakmak için masadaki çakmağa uzandı midesinde bi boşluk hissetti dolabı açtı iki gün önce aldığı pizza duruyordu aslında pek bi seçeneği olmadığı için pizzayı aldı mikro dalgaya koydu sandalyeye oturdu ve beklemeye başladı. mikro dalganın sesiyle irkildi. elinde telefon annesini düşünürken buldu kendini  geç olmuştu saat. uyumuştur dedi ve bıraktı telefonu. mikro dalganın kapağını açtı raftan tabağa uzandı pizzayı alıp masaya geçti su hala kaynamamıştı. yine iki kişilik su koymuştu anlaşılan. aslında alışkanlık bile değildi bu neden böyle yapmıştı ki? kendi bile anlam veremedi. pizzasını ısırdı. buzdolabı kokusu sinmişti pizzaya yüzünü buruşturdu. hiç sevmezdi bu kokuyu kim sever ki? yutmaya çalıştı ağzındaki pizzayı. zorlandı ama yuttu önündeki tabağı itti hatta kendini alamayıp kalktı ve pizzayı çöpe attı. su da kaynamıştı artık bi kahve yaptı ve masaya oturdu camdan dışarı bakıyordu sigarasını aldı paketi düzgünce açtı nerdeyse hastalıktı bu onun için bazı küçük şeyler nizami olmalıydı. bu seferde çakmak ocağın yanında kalmıştı kalktı ama dünyanın en zor işini yapıyormuş gibi hissetti kendi çakmağı aldı sigarasını yaktı mutfakta oturası kalmamıştı balkona çıktı kahvesini alıp. en üst katta oturduğu için balkonu  diğer dairelere göre daha büyüktü ama evi küçüktü, bunu da umursamazdı zaten nasıl olsa tek başına yaşıyordu. balkonunun büyük olması onun için güzeldi aslında açık havada oturmak onu rahatlatıyordu. belki çocukluğunda yaşadıklarından böyle bi alışkanlık edinmişti. ailesinin evinin bahçesinde gece geç saatlere kadar otururdu küçük bir çocuk olmasına rağmen. sever açık hava da olmayı. gökyüzü bugün açıktı. sigarasından bir fırt çekti ve biraz bulut eklemek lazım diye düşünüp dumanı gökyüzüne doğru üfledi. dumanın havada dağılışını izledi ve çevredeki seslere kulak verdi. yine kavga ediyorlardı. bu daireye taşındığında onlar zaten burdaydı o zamanlar yeni evlilerdi sürekli sevişiyorlardı şimdi ise sürekli kavga ediyorlar sanırım adam kadını aldatıyor. ama her zaman bir şekilde ses çıkarmayı başarıyordu bu çift bi kedi miyavlaması duydu. çift sustu ve gece hala yalnızdı.bi ara ciddi bi şekilde çiftin evine gidip azarlamayı bile düşünmüştü. tahammül sınırlarını zorluyorlardı çünkü. en kötü dönemleriydi o zaman. hem çiftin, hem onun. yalanların yeni yeni su yüzüne çıktığı. gerçeklerle birlikte yıkıldığı. sigarasının küllükte bittiğini fark etti. kahvesinden bir yudum almak istedi ama o da artık sıcak değildi. yine etrafı dinlerken vakit geçmişti. telefonunun çaldığını duydu önce önemsemedi ama sonra bu saatte beni kim arar ki diye düşünüp telefonu açtı annesiydi. ne uyuyordu ne mutluydu ağladığı belliydi sesinden efendim dedi aldığı tek cevap “baban” olabildi kadıncağız daha fazla dayanamadı ve ağlamaya başladı. anlamıştı. başı döndü sandalyeyi çekti ve oturdu. kalp krizi. uyurken. söyleyemiyordu kadıncağız dili varmıyordu ama ölmüştü babası. telefon elinde donakaldı hiç bir şey diyemiyordu. bir şekilde telefonu kapadı ve yatak odasına gitti eline geçen ilk çantanın içine eşyalarını doldurdu bu saatte ne yapardı bilmiyordu ama hazırlanıyordu. elini yüzüne götürdüğünde gözyaşlarını fark etti. ağlıyordu. Telefonunu buldu taksi çağırdı hazırlanmaya devam etti sigarasını aldı parasını ve gerekli gördüğü her şeyi. Ama benliğini evde bırakmıştı fark etmemişti. Evden çıktı ve hayatı değişti.

Merdivenleri üçer beşer iniyordu, biraz fazla ses yaptığını fark etti sonuçta geçti saat yavaşladı soluklandı. Sigaradan nefret etti. Yine nefesi kesilmişti. Merdivenler bitti kapıya ulaştı. Nefesi düzene girince bir sigara yaktı taksiyi bekledi. Sigarası bitince taksinin hala gelmediğini fark etti. Telefonunu çıkardı ve durağı aradı. “arkadaş az önce çıktı” yalanını dinledi. Telefonu kapadı ve yine sessizliğe selam verdi. Babasını hatırladı kötü sayılmayacak anılarla. Gözyaşlarına hakim olamadı. Sessiz de kalmak istemedi ama gecenin bu saatinde sokağın ortasında bağıra bağıra ağlayamazdı. Taksi geldi bindi otogar dedi ağlamaya devam etti artık hıçkırabilirdi. Kendine engel olmuyordu ağlıyordu. Taksici merak etti ama yeltenmedi. Yollar boştu. 15 dakika sonra otogara vardılar parayı verdi üstünü almadan taksiden ayrıldı. Otogara daldı her zaman gittiği firmaya doğru yürüdü.  Ömrümden 16 sene çalan yere ilk araba ne zaman diye sormak istedi. Soramadı. Zaten gişedeki adam da tanımıştı onu oysa ki çok sıkta gitmezdi evine. İlk otobüs diye sordu. Adam gözlerindeki hüznü gördü ve acımayla karışık bir bakış atarak önündeki bilgisayara gömüldü. Saatin tam farkında değildi, zaten zaman kavramı sabah akşam şeklindeydi. Sabah yakındı saat. 2 saat sonra dedi adam. Peki dedi kredi kartını uzattı ve bileti satın aldı. Boş bir koltuk buldu ve oturdu. Çevresindekileri gözlemlemeye başladı her zaman ki gibi başka nasıl geçebilirdi ki bu iki saat? Yanında oturan kadın çocuğuna sesleniyordu “koşma oğlum oralarda amcalar kızıyormuş bak    “ diye.  Amcalardan tasdik bekledi kadın amcalarda kadını yüz üstü bırakmadılar “hııııı hadi geç bakalım annenin yanına” dediler çocuğa. Ufakta olsa yine bi yalan söylendi gözünün önünde ve artık aşinaydı. Umarım daha fazla yalan duymazsın çocuk diye düşündü. Böyle böyle etrafını izlerken bir saati geçirdi. Artık zaman geçmez olmuştu, çantasını aldı dışarı çıktı bi sigara yaktı. Hava aydınlanmıştı. Saat artık sabahtı. Sakince sigarasını içti. Yine babası geldi aklına. İlk sigarasını babasının paketinden almıştı. Gizli gizli bahçede içmişti yine bir geceydi. Dumana aşık olmuştu işte o gün. Her gece bir sigara alırdı babasının paketinden aşkıyla buluşmak için,  herkesin yatmasını beklerdi  ve huzurlu olan bahçeye çıkardı geceleri seviyordu işte. Bir gün babası tuvalete kalkınca yakalamıştı. Elinde sigara. Utanmıştı. 2 gün kimseyle konuşmadı nerdeyse yemek bile yememişti. Aşkını da çok özlemişti. Geceyi bekledi. Bir sigara daha aldı babasının paketinden ve bahçede dumanlar içinde kaybolmayı istedi. Sigarası bitmişti. Söndürdü yerden çantasını aldı cebindeki bozuklukları çıkardı ve tuvalete gitti. Ellerini yıkarken aynada kendine bir kez daha baktı detaylıca. Dün mağazaların camlarından baktığı insandan pek farklı değildi aslında sadece gözleri daha kötü durumdaydı o kadar yüzünü yıkadı parayı bıraktı ve çıktı tuvaletten. Midesinden bir gurultu geldi gözleri simitçiyi aradı. Otogarda başka ne yenebilirdi ki diye düşündü kendi kendine. Simit aldı ve çay ocağı görünümlü bir yere yöneldi. Bir çay söyledi simidi tırtıkladı. Çay geldi en azından tazeydi. Saatini kontrol etti. Yarım saat kalmış otobüsüm gelmesine. Simitle biraz daha oyalandı bir çay daha içti ve kalktı. Perona doğru yürümeye başladı. Ve on dakika kalmıştı otobüsün gelmesine. Geçmişe götürecekti otobüs onu ama daha büyük acılarla. Bu sefer babası da yoktu. En sevdiği, annesi, kırgındı bu sefer yalnızdı. Otobüs geldi bilet numarasına baktı cam kenarı olsa belki biraz mutlu olabilirdi ama pek umursamadı son dakika bileti diye düşündü. Çantasını ve montunu yukardaki raflara koydu ve koltuğa yerleşti. Etrafına bakındı. “yine yalancı insanlar “ diye düşündü. Ve gözlerini kapadı. Sanırım bu onun lanetiydi. Ne zaman düşünmek için gözlerini kapasa kendinden geçip uyuyakalıyordu. Yanındaki omuza yaslanmış şekilde buldu kendini. Pek umursamadı adam. Nazikçe “önemli değil” dedi. Saatine baktı bir saat kadar uyumuştu, telefonunu kontrol etti. Ve bu sefer uyumak için gözlerini kapadı.

.

bazı insanlar kalbiyle düşünür, bazıları böbreğiyle, bazıları s’kiyle.

içerler,severler,s’kerler.

(via boogerbey)

(Source: sweet-is-evil, via ubhie)

tumblr.>twitter>facebook>google+

şeklinde gidiyor büyükten küçüğe, küçülüyorken insanlar.en özgür olmak demek en küçük hale gelmek mi? ar duygusunu kaybedip kendinden geçmek mi? bilemiyorum ama. büyükten küçüğe bir şeyler aktarılmazsa sonumuz pek hayırlı gözükmüyor. ulu orta sevişmeyi meziyet sananlarla birlikte bir yere doğru gidiyoruz ama hadi hayırlısı.

senin kedi canını :)

(Source: theplushbear, via uretimhatasii)

yeteer.

yeter amına koyayım ya okumak filan istemiyorum. dağılabiliriz.

tamam amına koyayım.

hee josh hee. yeter lan. tumblr.’a giresim gelmiyo artık. yeter lan.

çok kuğul’um lan.

çok kuğul’um lan.